Adres
Çukurambar Mahallesi
1480 Sokak No:2/A Besa Kule
A Blok Kat:10 D:A37 Çankaya Ankara
Telefon: +90 532 160 40 01
E-Posta: info@azizserkanarslan.com

Av. Doç. Dr. Aziz Serkan Arslan

İletişim : +90 532 160 40 01

I-GİRİŞ A-İçtihatları Birleştirme Başvurusu Av. Tamer Yeşil 12.09.2018 havale tarihli dilekçesi ile; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi kararlarında bilinen adrese çıkartılan tebligatın iade gelmesi hâlinde Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göıc mernis adresine tebliği yeterli görülerek iki aşamalı tebliğ yeterli kabul edildiği hâlde. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kararlarında bilinen adrese çıkartılan tebligatın iade gelmesi hâlinde mernis adresine önce normal tebligat çıkartılması, bunun iade gelmesi hâlinde de Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yeni bir tebligat çıkartılması gerektiği şeklinde üç aşamalı tebliğ yapılmasını öngören aksi yönde karar verildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu. Yargıtay 2 ve 4. Hukuk

Somut olayda başvurucu tarafından açılan davanın başvurucunun duruşmaya gitmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına hükmedilmesinin yargılamanın sürüncemede bırakılmasının önlenmesi ve makul sürede tamamlanması amacı bakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemeyecektir. Somut başvuru bakımından asıl tartışılması gereken, müdahalenin orantılı olup olmadığıdır. Bu nedenle öncelikle başvurucu vekilinin mazereti sebebiyle katılamadığı 25/2/2016 tarihli duruşmada Mahkeme tarafından belirlenen yeni duruşma gününü başvurucunun UYAP'tan öğrenmesine karar verilmesinin ölçülü olup olmadığını belirlemek gerekmektedir. Başvuruya konu davanın işlemden kaldırılmasına ilişkin kararın verildiği 21/4/2016 tarihli duruşmaya kadar başvurucu vekili tarafından sekiz defa mazeret dilekçesi verildiği, söz konusu dilekçelerin tamamının UYAP üzerinden Mahkemeye gönderildiği tespit edilmiştir. Mahkeme başvurucu vekilinin mazeret dilekçesi sunduğu tüm

Islah, iddia ve savunma yasağının kapsamına giren taraf usul işlemlerini tamamen veya kısmen düzeltmeye yarayan bir hukukî imkândır. Taraflar ihmal, unutma, yetersiz bilgi ve benzeri sebeplerle eksik ya da hatalı şekilde iddia ve savunmada bulunmuş olabilirler. Yine, yargılama sırasında meydana gelen gelişmeler neticesinde taraflar yargılamanın başında sundukları iddia ve savunmalarında değişiklik yapma ihtiyacı duyabilirler. Teksif ilkesinin sert bir biçimde uygulanması ve belli bir zaman kesitinden sonra taraflara iddia ve savunmada değişiklik yapma imkânının tanınmaması halinde, şekilcilik esası engeller hale gelir ve yargılamanın adaletli bir karar ile sonuçlanmama tehlikesi doğabilir. Bu noktada ıslah, iddia ve savunmanın değiştirilmesi yasağı başladıktan sonra tarafların

İİK 295. maddesi "Mühlet sırasında rehinde temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez" şeklindedir. 17.07.2003 tarih ve 4949 sayılı Kanunla değişik İİK 289. maddesi de aynı ifadeleri taşımaktadır. 28.02.2018 tarih ve 7101 sayılı Kanun yürürlüğünden önce doktrin maddede belirlenen rehinli malın borçluya ait olması konusunda fikir birliği içindedir. (Gündoğan, Postacıoğlu, Üstündağ Kuru) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 20.10.1993 tarih 6282/6805 karar sayılı ilamında da 3. kişi rehninin konkordato nisabında adi alacak olarak gözönündebulundurulmasına karar vermiştir.Meseleyi konkordatonun amacı çerçevesinde değerlendirmek gerekir.