Adres
Çukurambar Mahallesi
1480 Sokak No:2/A Besa Kule
A Blok Kat:10 D:A37 Çankaya Ankara
Telefon: +90 532 160 40 01
E-Posta: info@azizserkanarslan.com

Av. Doç. Dr. Aziz Serkan Arslan

İletişim : +90 532 160 40 01

Yargılama esnasında oluşan ve yargılama sonunda haksız çıkan tarafça ödenen yargılama giderleri ile ilgili 6100 sayılı HMK önemli değişiklikler öngörmüştür. Kanun öncelikle yargılama giderlerinin neler olduğunu açıkça belirttikten sonra bu giderlerin davanın başında davacı tarafından peşin gider avansı şeklinde ödenmesini zorunluluk haline getirmiştir. Çalışmamızda öncelikle yargılama giderleri hakkında genel bilgiler verildikten sonra dava şartı haline gelen gider avansının zaman bakımından uygulanması ve delil avansı ile ilişkisi incelenmiştir. Gider avansının uygulanması ile ilgili ortaya çıkan bazı meseleler önceki kanun hükümleri, HMK‟nın genel amacı ve diğer kanunlardaki düzenlemeler göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. MAKALENİN TAMAMI

ÖZETÇalışmamızda öncelikle delil tespiti müessesesi hakkında bilgiler verildikten sonra delil tespiti hakkında HMK‟da yer alan hükümler genel olarak incelenmiştir. Çalışmamızın konusu olan delil tespitinde görevli ve yetkili mahkeme konusu HMK‟nın 401. maddesinde düzenlenmiştir. İncelememiz esnasında HMK 401. madde hükmü, önceki kanun hükümleri, HMK‟nın genel amacı ve diğer bazı ülkelerdeki düzenlemeler göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. MAKALENİN TAMAMI

Bir başkası tarafından hakkı ihlal edilen veya tehlikeye sokulan, kendisinden haksız bir talepte bulunulan kimsenin her zaman için mahkemeye başvurarak hukuki korumadan yararlanması, bunun için dava açabilmesi Anayasanın 36. maddesi tarafından güvence altına alınmıştır. Anayasa madde 36’ya göre; herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir. Bu duruma paralel olarak mahkemece haklı bulunan tarafın biran önce hakkına kavuşabilmesi, mahkeme kararının yerine getirilmesi için görevli olan icra ve iflas organlarına başvurma hakkı vardır. Hukuki korumadan yaralanmak için dava açan ve alacağı mahkeme ilamının yerine getirilmesi için icra iflas mercilerine başvuracak

Alacaklının alacak hakkını devlet yardımı ile alabilmek amacıyla başlatmış olduğu icra takibinde takiplerin birleştirilmesi hususu uygulamada yaygın olarak kullanılmakla birlikte sıklıkla problem yaşanan konulardan biridir. Bu konuda uygulayıcı konumda bulunan icra dairelerine ve mahkemelere yol gösterebilecek kaynak son derece sınırlıdır. İcra takiplerinin birleştirilmesine ilişkin en önemli dayanak noktası ise İİK'da bu konuda açık bir düzenleme bulunmadığı için Yargıtay kararları ve HMK hükümleridir. Yargıtay, güncel kararlarında icra takiplerinin belli koşullar altında birleştirilmesine olanak sağlamakla birlikte bu koşullara ilişkin olarak ise HMK hükümlerine atıfta bulunmaktadır. Çalışmamızda öncelikle Yargıtay'ı takipleri birleştirmeye iten nedenleri tespit ettikten sonra takiplerin hangi koşullarda birleştirilebileceğini irdeleyeceğiz. Son olarak

Sermaye şirketleri arasında yer alan limited şirketlere ilişkin hükümler 6102 sayılı TTK’da yeniden ele alınmıştır. Bu hükümler arasında yer alan ve “Ortakların Kişisel Alacaklıları” başlığı altında kaleme alınan 133. madde düzenlemesi ile, şirket hisselerinin haczine ilişkin önemli yenilikler yapılmıştır. Yeni düzenlemeye göre, sermaye şirketlerinde alacaklılar, alacaklarını, o ortağa düşen kâr veya tasfiye payından alabilecekleri gibi, borçlularına ait olan, senede bağlı olan veya olmayan payların, İİK’nın taşınırlara ilişkin hükümleri uyarınca haczedilmesi ve paraya çevrilmesi yolu ile de alabileceklerdir. Bunun dışında, alacaklılar, tüm ticaret şirketlerinde olduğu gibi limited şirkette de alacakları için, ortağın şirketten olan diğer alacaklarına da haciz yaptırabilme yetkisine sahiptirler.

Özet: Ekonomik açıdan zor durumda olan kişileri ve işletmeleri korumak yanında alacaklıları ve kamunun menfaatlerini de korumayı amaçlayan konkordato kurumu 7101 sayılı Kanun’la revize edilerek daha işlevsel hale getirilmiştir. Konkordato kurumundan yararlanan borçluların belirli süre icra ve iflâs takiplerinden korunma imkânı bulunmaktadır. Ancak imtiyazlı alacaklar arasında bulunan, konkordato mühletinden önce tahakkuk etmiş işçi alacakları bu durumdan muaftır. Zira tek gelir ve geçim kaynağı ücret alacağı olan işçilerin bu türden alacakları konkordato mühleti zarfında da hem yerel normlar hem de uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınmıştır. Çalışmamızda öncelikle 7101 sayılı Kanun değişiklikleri çerçevesinde konkordato kurumu kısaca tarif edildikten sonra konkordato mühleti

İcra hukuku vasıtası ile alacaklı tatmin edilmeye çalışılırken alacaklının alacağını tahsil yetkisinin sınırlarının belirlenmesinde çeşitli ilkeler ve kurallar ortaya çıkmıştır. Bu kurallardan birisi de tatil ve talik hallerinde borçluya karşı icra takip işlemlerinin gerçekleştirilemeyeceği kuralıdır. İcra hukukunda talik halleri belirlenirken borçlunun ve üçüncü kişilerin korunmaya değer hak ve menfaatlerini gözeten doğal insan hakları ve evrensel ilkeler esas alınmıştır. Borçlunun korunmaya değer hak ve menfaatlerinden birisi de ağır hastalık hallerinde kendisine karşı gerçekleştirilecek takip işlemlerinin talik edilmesi (ertelenmesi) diğer bir ifadeyle durdurulması hakkıdır. Borçlu ağır hastalık nedeniyle talik hakkını kullanırken alacaklının da menfaatinin korunması açısından kanun koyucu bu durumun resmi belge

Özet: Dünya üzerinde ve ülkemizde son günlerde ortaya çıkan ani COVİD-19 salgını, işletmeleri ve kişileri olduğu kadar devletleride ekonomik ve sosyal olarak ciddi şekilde sarsacak sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Kişilerin bağışıklık mekanizmalarını etkisiz halegetirerek hayatlarını tehdit eden bu durumun aynı zamanda ülkelerin kamu düzenini ve ekonomilerini de tahrip etmesinin önlenmesiveya etkilerinin en aza indirilmesi amacıyla devletler de bir takım yasal tedbirler almaya yönelmektedir. Çalışmamızda özellikle 2020Mart ayından itibaren ülkemizde etkisini gösteren salgına karşı Cumhurbaşkanlığı Kararları, Kanunlar, Genelgeler ve Bakanlık Görüşlerişeklindeki yasal tedbirlerin kronolojik olarak icra ve iflas takiplerine, sürelere, konkordato süreçlerine, ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir ve deliltespiti gibi kurumlara etkileri ve

Ticaret hukukuna bağlı olarak açılan bir davada önemli olan sadece kazanmak değildir. Aynı zamanda süreçten yıpranmadan çıkabilmek ve bunun yanında da kısa sürede işlerin çözümlenmesi gerekmektedir. Uzayan dava süreçleri insanları aşırı oranda yıpratan ve kazandıkları bir miktar tazminatlarını da haklı olmak için harcadıkları hem maddi hem de manevi kaybın yaşanmasına ilişkin oluşan bir durumdur. Ticaret hukuku uzmanları ile görüşebilmek için Bize başvurmanız yeterli olacaktır Bu kapsamda “6102 – Türk Ticaret Kanunu” kapsamında gerçekleşecek olan doğacak olan hakların korunmasına ilişkin ve tarafların daha kısa sürede dava sürecini sonuçlanmasına ilişkin olarak çalışmalarımızı görebilmeniz mümkündür. Ticaret Hukuku Alt Dalları Türk Ticaret hukuku farklı ticaret kanunlarının yer aldığı altı farklı bölümden oluşmaktadır. Ticari